ÇOK SORULAN BİR SORUYA BAKIŞ AÇIMI YAZMAK İSTEDİM

 

ASTROLOJİK ÇIKARIMLAR POZİTİF VEYA NEGATİF OLARAK ALGILANMALI MIDIR ?

Bir gökyüzü konfigürasyonunu kişisel seviyede ele alırken aşırı negatif çıkarımlar yapmamayı tercih ediyorum. Bir çok kişi bana bu anlamda mesajlar atıyorlar, şahsen teşekkür ediyorlar vs, bazı astroloji severlerde belki fazla Pollyanna’cı olduğumu düşünüyorlardır.

Bunu böyle yapmayı tercih etmemin sebebi Özgür İrade’ ye inanmamdır. Her birimiz gökyüzü transitlerini bir biçimde yaşıyoruz ve bu durumları her birimiz belki benzer modlarda ama farklı temalarda yaşıyoruz,  biliyorum ki yaşanan her süreç aslında bizi en yüksek amacımıza götürmek için var ve bu yolda bize hizmet edecek bir biçimde hayatımızda gerçekleşiyor.

Bir transiti yorumlarken “gökyüzü konfigürasyonu” ifadesini kullanmamın sebebini açıklayayım. Konfigürasyon kelimesini yapılanmak-yapılandırmak olarak tarif edebiliriz. Bir bütünü oluşturan tüm parçaların birbiri ile kurduğu ilişkiyi ifade ediyor. Tüm parçaları göz önüne almadan bütünü anlayamazsınız ya da bütüne işlevsellik kazandıramazsınız.

Bir transitin etkilerini yorumlamakta benim için böyle bir şey. Biz astrologlar genel olarak astrolojik yorumlar paylaşırken, bir gezegen geçişini veya gezegenler arası etkileşimi , sizlerin kişisel haritalarını görmeden standart astroloji yorumları ile yapıyoruz. Bu nedenle ben karşımdaki kişinin bir transit esnasında yaşadıklarını , seçimlerini kararlarını,  hayatının en yüksek amacına hizmet etmek için kullandığını var saymayı seviyorum. Benim astrolojiye bakış açım bu. Bu da gelişmek, evrilmek, deneyim kazanmak, öğrenmek ve sonucunda yaşamımızdan memnun ve mutlu olmak bunu yaparken tam ve bütün olmak yani zihinsel ruhsal bedensel olarak aynı rezonans içinde olabilmek. Gökyüzünde yer alan Mars Jüpiter karesi diyelim standart bir astrolojik sembolizm içerir. Bu kalıbın hem olumlu ve olumsuz anlamları vardır. Ancak bu açının kişinin hayatına yansıması onu kendi Mars’ı ve Jüpiter’ini nasıl hayatına kattığı ve kullandığı ile alakalıdır.

Bir konfigürasyonun sentezi; parçaları tek tek nasıl kullandığın, değişimi nasıl yönettiğin ve kendini nasıl kontrol ettiğin ve transitle gelen imkanlardan nasıl faydalandığın ile alakalıdır. Yani oldukça kişiseldir.

Örneğin Bir kişi kendi haritasındaki Mars enerjisini nasıl kullanıyorsa bu gezegene bağlı gereksinimleri neyse , genel anlamda benzer bir Mars transitini aynı niteliklerde yaşayabilir. Zor bir transite entegrasyonu şimdiye kadar nasıl olmuşsa, kişi buna benzer zor gezegen açılarında stresli veya daha belini doğrulttuğu güç kazandığı deneyimler olarak yaşayabilir. 

Transitler bu durumda kişinin hayatında deneyimlerine ve beklentilerine benzer sonuçlarla ortaya çıkarabilir. yani Murphy kanunları gibi beklentilerinin  tabiatına uygun sonuçlar yaratacaktır.

 

Bu nedenle, bir transit zor veya kolay olsun bir kişi için olabilecek en yüksek amacı neyse,  bu noktada nereye varabileceğini düşünerek ben bunu yorumlamak isterim. Yoksa kimsenin gelecek beklentisini karartmak veya kişilere korku salmak için yorum yapmak istemem.

Ancak bir de Kolektif gezegenler adını verdiğimiz ağır hareket eden gezegenler var ki toplumların kolektif bilincini yansıtıyor ve dışsal olayları değişime uğratarak dolaylı olarak bireyleri ilgilendiren temaları temsil ediyor. Bu dolaylı değişimleri ve etkileşimleri kontrol etmek çok elimizde olan bir durum değil. Dünya Astrolojisi ile ilgilenen arkadaşlarım bunu daha iyi açıklayacaklardır ama örneğin Pluton –Uranüs kare açısı 2 yıldır  bizlere global anlamda etmediğini bırakmadı bunun da toplumlar için hizmet ettiği bir yüksek gaye vardır ama biz kolektif olarak bunu değerlendirirken her birimizden başka ses fikir ve bakış açısı çıkabilir bu nedenle hiç bu noktada karmaşaya girmek istemiyorum.

Tek bildiğim kendi hayatımızın en yüksek amacına hizmet etmek için yaşarsak bütüne hizmet etmiş oluruz ve bütün değişirse her şey değişirJ

Sevgilerimle,

Naz Bayatlı

 

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir