KOVA ASTRO-MİTOLOJİSİ

aq

Zodyağın “Su Taşıyan Adam” sembolizmi en eski kültürlere ait kayıtlarda bile görülür.  Kova Takım Yıldızı Gökyüzünün  “DENİZ” adı verilen bölgesinde yer alır, çünkü etrafında kümelenmiş yıldız grupları su ile alakalı isimler taşır. Oğlak keçi bedeni- balık kuyruğuna sahiptir, CETUS bir balina, Delphinus bir yunus, Hydra deniz yılanı formuna sahiptir ve BALIK takım yıldızı ve  takımın güneyinde yer alan yıldızı Pisces Austrinus  ( Balık’ın Güney kısmı) Kova’dan akan suyun balığın ağzından dışarı çıktığı bölgedir.

Kova antik çağlardan beri toplumların mitolojilerinde yer alan ve folklorik bayramları ile ilintili öykülere de konu olmuş. Bu takım yıldız, seller ve su taşkınları ile özdeşleştirilmiş. Akdeniz’in yarı kurak iklimi düşünülürse yağmur mevsimi özellikle beklenen ve kutlanan bir dönem olmuş. Güneş Kova takım yıldızından geçerken işte bu yağmur mevsimi başlarmış. Antik Roma döneminde, şubat ayı geldiğinde yağmurlar yağmaya başlayınca toplu bahar temizliği yapılırmış. İngilizce’ de Şubat ayının anlamı olan February, Latincede “FEBRUARIUS” arınma ve temizlenme anlamına geliyor, geçmişin kirini atmak ve temiz bir başlangıç yapıp yeniye ve taze olana yer açmak  niyetiyle  bu dönemde genel temizlik , bedensel bakım , ritüeller yapılır ve bayramlar kutlanırmış. Roma’lılar bu takım yıldıza URNA (Küp) adını vermişler.SIC PROFLUIT URNA  diyerek açıkladıkları ifade Küp’ten durmaksızın akan su olarak çevrilebilir. Kova su ile alakalı bir burç gibi görünse de aslında hava elementinden bir burçtur. Küpten akan sonsuz su aslında evrenden akıp gelen, göklerden gelen evrensel zekaya işaret eder ve bu zekanın sonsuz bir kaynaktan aktığını anlatır.  Bu bağlamda Kova ‘ların entelektüel yanlarını anlatan bir bakış olarak ta düşünülebilir, yüksek bilgiye, evrensel zekaya ve gökyüzü bilimlerine olan merakları ve yatkınlıkları böylece daha rahat anlaşılabilir. Ocak ortasından-Şubat ortasına kadar Roma’da evlilik ayı olarak kabul edilirmiş. Çiftler bu dönemde evlenirlermiş. Bu dönemin sonunda ise HIEROS GAMOS  adı verilen  Jüpiter ve Juno’nun Kutsal Evliliğini temsil eden bir bayram kutlanırmış. Evlenenler evlendi peki eş bulup evlenemeyenler ne yapacak işte onu da ihmal etmemişler. 15 Şubat’ta Lupercalia adı verilen festival çöp çatanlık festivaliymiş ve bekarları eşleştirmek için aracıların oradan oraya koştuğu ve sonunda büyük bir ziyafetle kutlanan bir bayrammış. Bugünkü Sevgililer Gününün temelleri ta o zamanlardan atılmış demek ki.

Diğer kültürlere bakarsak, Mısır’da Güneş Kova burcundan geçerken Nil nehri taşarmış ve resmen bahar mevsimi gelirmiş, ekim dikime hazırlanmaya başlanırmış. Babil’in yaratılışın epik hikayelerini anlatan 12 kitaptan,  11. Sinde Büyük bir Sel felaketinden bahseder. (Kova’da 11. Burçtur) Bu süreç Kova burcuna denk gelmektedir. Araplar da Kova’yı bir küpten su boşaltan genç bir erkek olarak tasvir etmişler. Daha sonraları insan formu çizmek günah kabul edildiği için erkek kısmı gitmiş küp kısmı kalmış. Museviler bu takım yıldıza DELİLAH adını vermişler ve sürahi anlamına gelmekte. Antik Kenan ilinde,  Kahraman Samson Güneş olarak betimlenmiş ve zodyağın çevresindeki burçlara yolculuklar yapmış. Zaten bir çok kültürde buna benzer hikayeler var, Herkül’ün Efsanevi 12 görevi ve Gılgamış Destanı gibi. Samson en çok gücü Aslan’ı yenerek kazanmış, en güç yitirdiği yolculuğu ise Aslan’ın karşısındaki Kova’ya yaptığı yolculuk olmuş. Bu da belki Güneş’in Kova burcunda neden zayıflamış olarak kabul edildiği konusuna açıklık getiriyor. Çünkü Güneş Aslan burcunda yazın ortasında ışıklarının en güçlü olduğu zamanı yaşar ve en tepe noktaya ulaşır, oysa karşısında yer alan Kova Kışın ortasıdır ve Güneş ışınlarının en zayıf ve solgun olduğu zamandır.

Peki Kova Takım Yıldızı nasıl oluştu şimdi  Yunan Mitolojisindeki hikayesine bakalım. Bir zamanlar HEBE adına Olimpos’taki tanrılara ölümsüzlük içeceği olan AMBROSIA nektarını bir sürahide taşıyan çok güzel bir hizmetçi kız varmış. Bir gün yine sürahiyi Jüpiter’e sunmak için taşırken kızcağız yere düşmüş elbisesi utanç verici bir biçimde yukarı doğru sıyrılmış ve mahrem yerleri görünmüş. Bunun üzerine Jüpiter ve Juno onun yerine Ganymedes adında yakışıklı bir genç erkek almışlar. Jüpiter onu insanlar arasında görüp yakışıklılığına dayanamayıp Kartal formuna girip kaçırmış ve Olimpos’ a taşımış. Ölünce Ganymedes’i onurlandırmak için elinde Ambrosia taşıdığı sürahisi ile  gökyüzüne yerleştirmiş. Bu hikaye mito-psikologlara göre iki önemli kültürel yapıyı anlatmakta. İlki bu hikaye ile birlikte tanrıça / ana tanrıça ve feminen dominant kültürün , tanrıyı yücelten ve maskülen dominant bir yapıya geçtiğini temsil etmekte. İkincisi ise o zamanlarda yaşlı erkeklerin genç erkeklere olan ilgisinin toplumsal anlamda kabul gören bir gelenek olduğuna işaret ediyor. Diğer yandan, Mısır’da da erkek sürahi taşıyanlar erkek formunda ama göğüslere sahip olarak betimlenmiş. Bu da Kova burcunun androjen yapısına gönderme yapıyor. Kova kadınları zihinsel yetenekleri ile erkekler dünyasında rahatlıkla yer alabilirler.  Şahsi düşünceme göre insan zihin dünyasında, zihinsel ve entelektüel faaliyetlerle ne kadar iştigal ederse, bedensel olandan zihnini uzaklaştırıyor. Eğer zihinsel bağlar daha ön plandaysa, cinsi farkların ve bağların pek önemi kalmıyor. Androjen kavramı bence bu anlamda düşünülürse daha anlamlı oluyor. Bir insanın zihnine aşıksanız, formuna pek takılmazsınız diye düşünüyorum. Neyse tabii bu başka bir tartışmanın konusu.

Sevgili Kova’lara Mutlu Bir Ay Dilerim

Naz Bayatlı

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WordPress spam blocked by CleanTalk.